Ersağ Hakkında

Fotoğrafım
Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümü mezunu... Muhtelif sektörlerde yönetici konumunda görev aldı... 2001 senesinden beri muhtelif radyolarda,radyo programları hazırladı ve sundu... Dört şiir albümü internet üzerinden dinleyicileriyle buluştu Kendini bildi bileli yazıyor,çiziyor ve seslendiriyor ve Kayıp Günlerin Düşü isimli kitabın yazarı. İkinci kitabın yazımı devam ediyor ve 2014 senesinden bu yana Ersağ Sağlıklı ürünleri insanlara anlatıyor.

10 Eylül 2018 Pazartesi

GÜL HASTALIĞI (ROSACEA) VE ERSAĞ


DETAYLI BİLGİ İÇİN; 0538 971 1155

İLAÇ DEĞİLDİR
GÜL HASTALIĞI (ROSACEA) VE ERSAĞ

📌📌 ÖN NOT; Araştırma konusunu alıntı yaparken kopyalarken konunun sonunda ki ismi soyismi SİLMEYİN 📌📌

Gül Hastalığı erken teşhiste son derece sıkıntısız önlem alınabilecek bir cilt hastalığı. Hastalık ile ilgili bilgileri vermeye başlamadan önce, Ersağ ürünleri ile bu hastalığa nasıl müdahale edebiliriz onu belirteyim.
Öncelikle bu hastalık genetik geçişi olduğu düşünüldüğü için çaresiz bir hasta...lık olarak görülmesine karşılık diyorum ki eğer şu an yazdıklarımı uygularsaniz belli bir süreç sonra hastalığın geriye gittiğini göreceksiniz. Ancak ne yazık ki bu hastalığa maruz kalan kişilerin ömür boyu dikkatli olması gerekiyor. Herşeyden önce temizlik ve kozmetik ürünleri tamamıyla temiz ürünler olmalı. Yani içeriklerinde kimyasal katkı, koruyucu vs olmamalı. İster Ersağ olsun ister başka bir marka içerikleri temiz ürünler kullanılmalı.

🔘 ERSAĞ VE GÜL HASTALIĞI
🔹Güneş Kremi (Olmazsa olmaz)
🔹Yüz Yıkama JELİ
🔹Argan Yağlı Nemlendirici
yada
🔹ÇörekOtu Yağlı Nemlendirici
🔹Hindistan Cevizi Yağı

🔘GIDA TAKVİYELERİ
🔹 Probiyotik ( 1 ay) KONUYU OKURKEN NEDENİ ANLAYACAKSINIZ
🔹Sarı Kantaron ( ilk 3 ay)
🔹OMEGA ( devamlı)
🔹Sıvı Propolis ( 3 ayda bir 15 gün ara verip devam)
🔹Spirulina ( ilk 3 ay)
🔹Çörek Otu Yağı kapsülü ( ikinci 3 ay)
NOT: TÜM TEMİZLİK VE KOZMETİK ÜRÜNLERİ KİMYASAL KATKILI OLMAYACAKTIR

🔴Gül hastalığı ve tedavisi

Gül hastalığı ya da daha bilimsel adıyla Rosacea rahatsızlığı, ülkelere göre değişmekle birlikte toplumlarda %0.5 ila %10 görülme sıklığına sahip.

Genellikle ergenlik döneminde veya 20’li yaşlarda ortaya çıkan rahatsızlık, 30’larda ve 40’larda ise çok daha vahim bir tablo çizmeye başlar. Henüz rahatsızlığın kesin sebebi tespit edilebilmiş değil ancak oluşmasına katkı sağlayan faktörler biliniyorlar. Modern tıpta ise hastalığın gerçek bir tedavisi yok ve bireyler hayatları boyunca zaman zaman oluşmasına, zaman zaman ise geçmesine razı olmak durumundalar.
Cilde bağlı pek çok diğer rahatsızlıkta olduğu gibi, gül hastalığında da semptomların ortaya çıkışını tetikleyen değişik faktörler olabiliyorlar.

🔴Gül Hastalığının Semptomları

Hastalık kendisini aşağıdaki semptomlar ile gösterebilmektedir:

• Yüzde kızarıklık, özellikle burun ve yanaklarda
• Damarların ağ halinde cilt altından belli olması
• Ciltte ağrılar ve kaşınma
• Güneşe tepki gösteren cilt
• Batma ve yanma hissi
• Ciltte kuruma
• Akneye benzer oluşumlar ve aşırı yağlanma
• Utanınca kolayca kızarma
• Cilt dokusunun kalkması
• Cilt dokusunun pütürlü olması
• Ciltte bazı bölgelerin sertleşmesi
• Göz çevresinde cilt hassasiyeti, kızarma, kuruma, batma, kaşınma, ışığa hassasiyet, kistler ve ağrılar.

🔴Beslenme Düzeninizdeki Tetikleyicileri Tespit Edin

Gül hastalığı cildi daha hassas hale getirdiği için, rahatsızlığı ortadan kaldırmak amacıyla kimyasal kremlerin kullanımı, durumu daha kötü hale getirebiliyor. Bazı hastalarda ise her ne kadar semptomlarda azalma meydana gelse de, hastalığın kökenine inilmiyor.

Uzmanlar ise bunun tüm vücudu ilgilendiren bir problem olduğunu belirtiyorlar ve inflamasyonların özellikle bağırsaklardan kaynaklanan problemlerden dolayı oluştuğuna inanıyorlar. (PROBİYOTİK) Zira insan cildi genel sağlığın bir işaretini verir ve hassasiyetleri, alerjileri olanlar maalesef bunun semptomlarını genelde ciltleri üzerinde görürler.

Gül hastalığı, akne, dermatit gibi pek çok cilt hastalığının mide-bağırsak inflamasyonlarından kaynaklandığına dair araştırmalar mevcut. Fazla aktif bir bağışıklık sistemi cilt ve sindirim bozukluklarına yol açabiliyor ve bu da cildimizi korumakla görevli olan faydalı bakterilerin bağışıklık sistemi tarafından parçalanmasına yol açarak cildi savunmasız bırakıyor.

Bu yüzden öncelikle bağışıklık sisteminizi tetikleyen besin öğelerini tespit etmeli ve beslenme düzeninize değişiklikler getirmelisiniz. Özellikle anti-inflamatuvar gıdalar, alerjen kaynakları ortadan kaldırma konusunda etkili oluyorlar.

Bu hususta deneyebileceğiniz en önemli besinler şu şekildeler:

• Organik sebzeler ve meyveler
• Sağlıklı yağ asitleri
• Yüksek kaliteli proteinler
• Anti-inflamatuvar bitki ve besinler

Kaçınmanız gereken gıdalar ise aşağıda sıralanıyorlar:
• Alerjiniz olan tüm gıdalar
• Alkol ve kafein
• Şeker ve işlenmiş gıdalar
• Süt ürünleri
• Kızarmış gıdalar, trans yağlar ve hidrojene yağlar

Gül Hastalığının nedeni ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak tıb dünyası ve bilim adamları bu hastalığın en büyük etkenlerinden birisinin ✳️genetik yatkınlık olduğunu söylemektedir.
Gül hastalığına sebep olduğu düşünülen diğer bir etkeninde ✳️ciltlerde yaşamakta olan bir çeşit kenedir. Bu çeşit keneler, ciltte hemen derinin altında ölü deri ve canlı deri sınırında yaşamaktadırler. Gözle görülmesi çok zor olan bu canlıların ciltte meydana getirikleri tahriş döküntüleri açıklamaktadır.

Bir cilt hastalığı olan rozasea, yaygın bilinen adıyla gül hastalığı... Özellikle açık tenli kişilerde görülen bu durum yüz bölgesinde yaşanmasından dolayı estetik olarak da rahatsızlık yaratabiliyor. Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, güneşin zararlı etkileri, çevresel kirlilik, stres ve soğuk havaların hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artışa neden olduğunu belirtiyor.

➡️YÜZDE KIZARIKLIK, YANMA VE BATMA HİSSİ VARSA...

Yaygın olarak "gül hastalığı" şeklinde tanımlanan bu cilt probleminin asıl nedeninin damarsal aşırı reaksiyon olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte mide hastalıkları, tansiyon, maytlar ve ciltte bulunan bir parazit enfeksiyonu da hastalığın nedenleri arasında yer alıyor.

Dr. Hülya Sağlam'ın verdiği bilgiye göre; güneşin zararlı etkileri, çevresel kirlilik, stres ve soğuk havalar hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artış yaratıyor. Üstelik bu sorunla karşı karşıya kalan 🔺kişilerin ömür boyu kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Zira yüzdeki bu kızarıklıklar ne yazık ki tamamen geçmiyor.

➡️KENDİLİĞİNDEN İYİLEŞMESİ SİZİ YANILTMASIN

Yüzdeki küçük, kırmızı bazıları da iltihaplı kabarcıklar başlangıç aşamasında kendiliğinden geçse de tekrar edebiliyor. Ancak herhangi bir gerileme yaşamayan hatta kılcal damar genişlemeleri ortaya çıkan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekiyor.

Hastalık açık tenli kişiler, ailesel geçiş gösterenlere, çiftçi, inşaat işçisi gibi sıcakta ve soğukta ya da güneş altında çalışanlarda daha fazla ortaya çıkıyor. Bununla birlikte fazla miktarda acı, baharatlı yiyecekler, çikolata ve aşırı sıcak çay, kahve tüketimi de tetikleyici faktörler arasında yer alıyor. Sedef hastalığı, seboreik egzama, alerjik dermatitler, kortizonlu krem kullanımı, güneş yanığı da kırmızı yüze neden olabiliyor.

➡️KIZARIKLIĞA YANMA VE KAŞINTI EŞLİK EDİYOR

Rozasea tetikleyici etkenlere maruz kalınmasıyla birlikte bir anda da ortaya çıkabildiği gibi kızarıklık ve sivilcelenmeler zamanla da artabiliyor. Yüzün belirli bölgelerinde kızarıkla başlayıp evreler halinde ilerleyen bu sorunla ilgili Dr. Hülya Sağlam şunları anlatıyor: "Hastalık ikinci evreye ulaştığında ise damarda genişlemeler sonrasında sivilcemsi kızarıklıklar olarak görülüyor. Yanma, kaşıntı gibi şikayetlerin de eşlik ettiği kızarıklıklar ağırlıklı olarak elmacık kemiklerinin üstünde ve burnun alt yarısında artıyor. Üçüncü evre olarak tanımladığımız aşamada ise hastanın yüzündeki kızarıklıkların arttığını görüyoruz. Bazen burunda yağ kanallarını genişleterek, burnun büyüyüp şekil değiştirmesine (rinofima) neden olabiliyor"

Sadece yüz bölgesinde görülen rozaseaya, seboreik dermatit, perioralegzema gibi cilt hastalıkları da eşlik edebiliyor. Bu durum hastalığın şiddetinin de artmasına neden oluyor. Ayrıca göz de blefarit nedeniyle kaşıntı yanma ve batmaya yaşanmasının yanında rozaseası olan kişilerde hipertansiyon ve migren görülme oranın da arttığı gözleniyor.

➡️ÖMÜR BOYU KORUNMA GEREKİYOR

Hastalık genellikle ataklar halinde seyrediyor, tetikleyicilere maruz kalmanın alevlenmeyi artırdığını ve akut döneme geçişe neden olduğunu hatırlatılıyor. Rozaseada hiç bir zaman tam olarak düzelme sağlanamadığı için, sorunu yaşayan kişilerde ömür boyu korunma son derece önem taşıyor.

Hastaların tahriş edici ürünlerle alkol içeren toniklerden uzak durması ve topikal kortizonlu krem kullanmaktan kaçınmaları önem taşıyor.

⚠️BU ÖNLEMLERE DİKKAT!

* Sıcak içecek ve yiyeceklerden kaçının.

* Alkol ve kafein almayın.

* UVA ve UVB'ye etkili en az 30 faktörlü kremlerle güneşten korunun.

* Yaz ayları ve güneş altında daha yüksek koruma faktörlü kremleri tercih edin.

* Düzenli olarak cildinizi nemlendirin.

📝Araştıran, Hazırlayan Özlem Ayral

İletişim 0538 971 1155

CİLT LEKELERİNE, DOĞUM LEKELERİNE, ÇİLLERE SON // ERSAĞ RENK AÇICI KREM



DETAYLI BİLGİ İÇİN; 0538 971 1155


🌀 ERSAĞ RENK AÇICI KREM 🌀

📌📌 ÖN NOT; Araştırma konusunu alıntı yaparken, kopyalarken konunun sonunda ki ismi soyismi SİLMEYİN!📌📌

Cilt en çabuk yıpranan ve hasar gördüğünde en zor fabrika ayarlarına dönen bögelerdir. Özellikle belli bir yaştan sonra başlayan cilt problemleri çok can sıkar. Kırışıklıklar, zamanla oluşan lekeler, vs......
Uzun zamandır içeriğini merak ettiğim ancak bir türlü zaman ayıramadığım Renk Açıcı krem için şunu çok net diyebilirim ki; "nefis" ... Hatta araştırmayı yaparken, geçen sene Uzak Doğu'ya giderken yanıma alsaymışım çok satarmışım dedim. Çünkü orada iklim şartları çok zorlu ve güneş ışığı çok dik indiği için halk esmer ve hepsi beyazlatan ürünlere meraklı... Bunun dışında ciltlerinde çok fazla leke var ve dediğim gibi bu ürün yanımda olsaymış süper olurmuş

İçerik araştırmasını yaparken yurt dışında yayınlanan araştırma konularını gözden geçirdim. Çünkü Türk araştırmacıları demiyorum da internette kendilerince araştırma yapan kimi yazarlar içerikte ki bazı bileşenler için zararlı ibareleri kullanmış. Bilgi çöplüğü olan İnternet yanıltıcı olabiliyor. Bu nedenle yabancı kimyagerlerin kendileri için yazdığı araştırma yazılarından faydalandım. Ne kadar acıdır ki kendi kendimizin ipini çekiyoruz bu ülkede. Renk açıcı kremin içeriğinde ne varsa bu yazıda hepsi var. Ve bence bu ürünün satış fiyatı 100 binler olmalı 😁 dersem kızarsınız da içerik o kadar sağlam diyorum 😊

Şimdi bıraz bu lekelerin nedenlerine değineyim;

Leke sorunlarında cilde rengi veren melanin maddesinin olması gerekenden daha fazla miktarda olması etken.

🔹 Cilt lekelerinin sebepleri;
Cildin güneş ışığına fazla maruz kalması
Enfeksiyon hastalıkları
Genetik yatkınlık
Hamilelik gibi hormonal değişiklikler
Doğum kontrol ve kortizon gibi ilaçlar
Yaşlanma
Sivilce, siyah nokta ve yaralar
Kozmetik ürünlerin yanlış kullanımı gibi nedenler yer alır.

🔺NOT; Cilt hücreleri 28 günde bir değişim ve yenilenme döngüsü geçirir. Tüm cilt bakım ürünlerinin etkileri 1 ay sonra dikkat çeker. Maksimum etkinlik ikinci ay görülür.

🔹ERSAĞ RENK AÇICI KREM İÇERİK ARAŞTIRMASI;

CETEARYL ISONONANOATE;
Çatlak cilt gibi hastalıkların tedavisinde ve diğer durumlarda endikedir.
Cetearyl isononanoate bitki bazlı hammaddeden elde edilen kozmetik yağdır. Kanserojen değildirler. Elde edilen veriler, bu terkip maddelerini içeren ürün formülasyonlarının insan derisine zararsız ve nonsensitize edici olacağını, ancak formülatörlerin penetrasyon arttırıcı potansiyeli dikkate alacak şekilde uyarıldığını ileri sürmüştür.

GLİSERİN
Organik bileşiktir. Yan etkisi yoktur. Cildi nemlendirir. Nem kaybını önler. Kir ve tozun cildinizde ki gözenekleri kapatmasını önler. Cildi pürüzsüz hale getirir. Ciltteki ton farklılıklarının önüne geçer.

CETEARETH-12;
Kuru cilt, Kuru cilt gibi hastalıkların tedavisinde ve diğer durumlarda endikedir.

CETYL PALMITATE;
Cilt şartlandırma, Cilt şartlandırma gibi hastalıkların tedavisinde ve diğer durumlarda endikedir.
Ciltte ki serbest radikallerle savaşıp cilt kusurlarını da önleyen güçlü bir antioksidandır. Ciltte kirleri arındırır, nemlendirir. Cilt problemleri için iyi bir çözümdür. Güneş yanığının iyileşmesine, gerginlik izlerine ve derinlemesine nemlendirilmesine yardımcı olabilecek doğal elementlerle zenginleştirilmiştir. Temizleme sabunlarındaki palm yağı, pürüzsüz, ipeksi bir his bırakarak kirin çıkarılmasına ve doğal yağ dengelerinin geri kazanılmasına yardımcı olan özel bir ajan içerir.

AYI ÜZÜMÜ (Arctostaphylos Uva-Ursi leaf extract)
Özütün içinde ki alfa-arbutin maddesi çilleri, koyu lekeleri, ve deri renk farklılıklarını giderir.
Bitkisel arbutin ciltteki fazla melanini renksiz maddeyle değiştirir ve yine bazı enzimlerle birleşip fazla tyrosin oksidasyonunu engeller. Yani güneş sebebi ile ciltte oluşan hasarı ve cilt yaralanmalarını (sivilce, leke vb), sonra epidermiste (üstderi) cilde rengini veren melanin miktarının artmasına bağlı oluşan cilt lekelerinin ilerlemesine engel olur.
Cilt hücreleri 28 günde bir değişim ve yenilenme döngüsü geçirir. Tüm cilt bakım ürünlerinin etkileri 1 ay sonra dikkat çeker. Maksimum etkinlik ikinci ay görülür. Bitkisel arbutin cildin bu yenilenme sürecinde melanin üretiminde görev alan tirozinaz enzimini baskılayarak yeni gelen cildin daha lekesiz ve aydınlık olmasını sağlar.

CİVAN PERÇEMİ (Achillea Millefolium)
Cildin canlamasını sağlamaktadır.
Yüz bölgesindeki çöküntüler ve kırışıklıklar için doğal ve mükemmel bir çözüm olan
doğal bir antiseptiktir yani yaraların mikrop kapmasına engel olur.
Yaraların iyileşmesi, enfeksiyonların ve iltihapların geçmesi açısından civan perçeminden faydalanma sağlanmalıdır. Cildin yenilenmesi ve hücrelerin güçlenmesi için faydalıdır.

SÜPÜRGE OTU (Calluna Vulgaris)
Cildinizde herhangi bir sorun varsa özellikle kurdeşen yani ürtiker sorunu yaşıyorsanız süpürge otu yardımcı olacaktır. Uzun süre kullandıktan sonra cilt sorunlarınızın tamamına iyi geldiğini görebilirsiniz. Cilt rahatsızlıklarına karşı etkilidir.
Vücutta kendini ağır şekilde gösteren egzema rahatsızlığı ve çıban çıkması sık karşılaşılan cilt problemleri arasında bulunmaktadırlar. Egzema izlerinden ve çıbanlardan kurtulmak isteyen kişiler ciltlerine uyguladıkları zaman tedavi edici şekilde etki göstermektedir.

PAPATYA (Chamomilla Recutita Leaf Extract )
Papatya cilt hastalıklarına, deri dökülmelerine, sivilce ve lekelerin temizlenmesine yardımcı olur. Cildi gerginleştirir ve sıkı olmasını sağlar. Ayrıyetten cildin alması gereken vitamini sağlayarak dinç görünmesine yardımcı olur.
Cilt üzerinde hamilelik de oluşan veya güneş lekelerinin giderilmesinde etkilidir.
Cildinizin gözeneklerini açacağı için canlılık da verecektir.
Papatya cildin ihtiyacı olan bir çok vitamin ve minerali bünyesinde barındırır.
Cilt lekeleri, güneş yanıkları, gözaltındaki morluklar papatya çayı ile tedavi edilebilir.
Papatya antiseptik özelliği ile sivilce, yara ve morlukların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Cildi ölü hücrelerden temizler. Cilt renginin açılması için de papatya sıklıkla tercih edilen doğal alternatiflerdendir.

PANTHENOL
Pantanol bir B5 vitamini türevidir. Organik bir B5 vitamini türevi olduğu için pantenol içeren kremleri cilt üzerinde kullanmanın herhangi bir sakıncası yoktur ve pantenol cilt tarafından kolayca emilir.
Hafif yanık tedavisinde, güneş yanığına karşı ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Cildin nemli kalmasına yardımcı olarak iltihaplanmayı ve kaşıntıyı azaltır.
Bu sayede yaralar daha kısa sürede iyileşebilir. Pantenol merhemler aynı zamanda yeni yapılan dövmelerin korunması ve bölgenin nemli tutulması içinde önerilmektedir.
Derin nüfuz eden nemlendiricidir, epitelizasyonu uyarır, yara iyileştirici ve anti-inflammatory etki.
cilt tarafından emilir ve patotenik aside dönüşür. Panthenol içeren bir krem ciltte U.V ışınları nedeniyle oluşan kızarıklıkları engeller.

TOCOPHERYL ACETATE
E vitamini eksikliği, E vitamini eksikliği gibi hastalıkların tedavisinde ve diğer durumlarda endikedir.
Cilt bakım ürünlerinde ve diyet takviyelerinde sıklıkla bulunan spesifik bir E vitamini formudur.
serbest radikaller ayrıca UV ışığı, sigara dumanı ve hava kirliliğinden de kaynaklanabilir.

LİMON KABUĞU YAĞI (Limonene)
Kalsiyum, potasyum gibi mineraller ve C vitamini içerir.
Limon kabuğu yağı da cilde faydalı bir yağdır. Özellikle yağlı ciltler için kullanılabilir. Yağlı cilde sahip olan kişiler bu yağı kullanırlarsa ciltlerindeki yağ oranı azalır. Cildi temizleme özelliği vardır. Ciltteki mikropları temizler ve cildi sıkılaştırır, ciltteki sarkmaları önler. Cilt yorgunluklarına da iyi gelir. Sivilcelerden birçok kişi kurtulmak ister. Hele ki yüzdeki sivilceler insanları çok rahatsız eder. Limon yağı ciltte sivilce oluşumunu önler. Bu şifalı yağ ile cilt silinerek temizlenirse sivilceler daha çıkmadan engellenmiş olur. Cildi sıkılaştırır. Mikropları temizler. İyi bir yüz temizleyicidir.

CİTRAL
Limondan elde edilen yağlarda mevcut bir aldehid (C10H16O) Ürüne portakal, limon kokusu verir

📝Araştıran, Hazırlayan Özlem Ayral